Ağustos Ayında 40 Bin Öğretmen Ataması Talebi

 Ağustos Ayında 40 Bin Öğretmen Ataması Talebi

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan, MEB’in Ağustos ayında 40 bin öğretmen ataması daha yapması en öncelikli talebimizdir, açıklamasında bulundu.

“Öğretmen atamalarının ciddi bir sorun”

“Ülkemizde 81 ilde ücretli öğretmen sayısı 81 bine ulaşmıştır. Dersler boş geçmesin diye görevlendirilen bu öğretmenlerin bir kısmı iki yıllık meslek yüksekokulu mezunu bile olabilmektedir. Öte yandan ücretli öğretmen görevlendirmesi dışında ülkemizde öğretmen açığı 104 bin civarındadır. 500 bin de atama bekleyen öğretmen bulunmaktadır. Bildiğiniz gibi 31 Ağustos tarihinde telafi dersleri başlayacaktır. Hem bu telafi derslerinin hem de akabinde başlayacak yeni eğitim-öğretim yılının sağlıklı yürütülebilmesi için öğretmen açığının giderilmesi çok önemlidir. Derslik ve öğretmen sayısı yetersiz olursa, eğitim sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacaktır. Bakınız MEB, 2019 yılında 41 bin 379 öğretmen ataması yaptı. 2020 yılında ise 18 Mart tarihinde 20 bin öğretmen ataması gerçekleştirildi. Bu öğretmenlerimiz pandemi nedeniyle 22 Haziran tarihinde göreve başlatıldı. Yeni eğitim-öğretim döneminde de 20 bin öğretmenimiz daha göreve başlayacak. Böylece 2020-2021 Eğitim-Öğretim Yılında 40 bin atanmış öğretmenimiz daha okullardaki yerini alacak. Ancak norm kadro açığı ve ücretli öğretmen sayısı göz önüne alındığında her yıl yapılan 40 bin atama ile sorunun çözülmediği ortadadır. Üstelik bu sene yaşanan pandemi süreci de buna eklendiğinde öğretmen ihtiyacımız iki katına çıkmıştır. Bu noktada talebimiz; en azından ücretli öğretmen sayısı kadar atama yapılmasıdır.

Eğitim, Eğitim Kursu, Iş Eğitimi, Eğitim Oturumu

Türk Eğitim-Sen olarak 40 bin atamaya ilaveten, ağustos ayında 40 bin atama daha talep ediyoruz. Mevcut yönetici atama sistemi adeta “ali kıran baş kesen” şiarını düstur edinen bir süreci de beraberinde getirdi. Yıllarca yandaşlık kriterine göre kariyer ve liyakat ilkesi dikkate alınmadan yönetici ataması yapıldı. Çok kul hakkı yendi, çok sayıda bilgili, tecrübeli yönetici alaşağı edildi. Nihayetinde geçtiğimiz eğitim-öğretim döneminde yönetici atamalarında Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk sayesinde mülakatın etkisi sıfırlandı, atamalar yazılı sınav sonuçlarına göre yapıldı. Biz o dönemde de bunun yönetmeliğe bağlı olmasını savunmuş, irade değiştiğinde uygulamanın da değişebileceğine yönelik endişelerimizi dile getirmiştik. Bugüne geldiğimizde liyakat ve ehliyeti önceleyen Yönetici Görevlendirme ve Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliklerinin hazırlandığını biliyoruz. Ancak bu yönetmelikler şu ana kadar yayınlanmadı. Bunun nedenini, kariyer ve ehliyeti esas alan bir sistemin hayata geçmesine karşı direnç gösterilmesine bağlıyoruz. Ne yazık ki MEB Merkez Teşkilatına hükmetmeye çabalayan, gücü elinde bulundurmaya namzet bu arazlı yapı kendi ekmeklerinden olmamak için her türlü yola başvurmaktadır. Bunların aralarında vakıflar, dernekler, cemiyetler, sendikalar da bulunmaktadır. Ancak şu bilinmelidir ki, iş bu noktaya gelmişken artık geri dönüş yoktur.

MEB teşkilatına bir virüs gibi sızmış olan bu yapıların tamamen temizlenmesi, MEB’in çetelerin tahakkümünden kurtulması adil yönetici atama sistemi ihdas edilmesine bağlıdır. Öte yandan MEB yetkilileri Görevde Yükselme Yönetmeliği’nin değiştirildiğini de açıklandı. Buna göre tüm görevlerin yeniden liyakat ve kariyer ilkesi gözetilerek tanımlandı. Bu çok önemli bir gelişmedir. Ancak bu yönetmelik de henüz yayınlanmadı. Talebimiz; geçen yıllarda yaşanan torpil furyasına tanık olmamak adına bu yönetmeliklerin hemen yayınlanmasıdır. Bildiğiniz gibi proje okullarına yönetici görevlendirmeleri yönetmeliğe bağlı değildir. Geçtiğimiz yıl yaptığımız araştırmaya göre, ülke genelinde 940 proje okulunun 829’unun müdürünün ‘malum’ sendikanın üyesi olduğu ortaya çıkmıştı. Bu durum proje okullarına yönetici atama sürecinin MEB yönetimi iradesi ile değil, bir sendikanın idaresi ile yürütüldüğü anlamına gelmektedir.

Proje okullarına yönetici atama sürecinin dışarıdan paralel yapılarla yürütülüyor olması eğitim hayatımız için en büyük risklerden birisidir ve MEB’in ayıbıdır. Proje okullarına sınavla nitelikli öğrenci alınıyorken, yönetici atamalarında niteliğe değil, mensubiyetlere bakılıyor olması eğitimde duvara toslamamamıza neden olmaktadır. Unutulmamalıdır ki; bu okullar kimsenin babasının çiftliği değildir. Proje okullarına yönetici görevlendirmeleri tıpkı diğer okullarda olduğu gibi MEB yönetmeliğine bağlı olarak yapılmalıdır. Nitekim yeni yönetici atama yönetmeliğinde proje okullarının da MEB’e bağlanmasını hususu yer almaktadır. Biz isterdik ki, proje okullarında yönetici görevlendirmelerini yapıldığı bu dönemde yönetmelik hemen yayınlansaydı ve yeni görevlendirmeler yeni yönetmeliğe göre yapılsaydı. Bir kez daha yineliyoruz: İstedikleri kişileri makamlara getiremeyecek olmalarının telaşına düşenler için yolun sonu göründü. Söz konusu iki yönetmelik hakkaniyet esasına göre hayata geçerse kariyerin önceleneceği, çetelerin etkisini kaybedeceği, kul hakkı yenilmeyeceği yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır.”

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın